İstanbul üç güne sığmıyor, bunu baştan söyleyelim. Ama üç gün, şehrin ne olduğunu anlamaya yetiyor; yeter ki her gün için tek bir bölge seçilsin ve gün içinde çok fazla yer değiştirilmesin. Aşağıdaki program tam olarak bunu yapıyor.

1. gün: Tarihi Yarımada

İlk günü Sultanahmet’te geçirin. Sultanahmet Camii, Ayasofya ve Topkapı Sarayı yürüme mesafesinde; sabah erken çıkarsanız üçünü de öğlene kadar gezebiliyorsunuz. Sıraların en kısa olduğu saat de sabahın ilk saatleri oluyor.

Öğleden sonra Kapalıçarşı‘ya geçin. Alışveriş yapmasanız bile içeride dolaşmak başlı başına bir şey; çarşıdan çıkıp Mısır Çarşısı’na inerek günü Eminönü’de kapatabilirsiniz.

Otelimiz bu güzergâhın tam ortasında, Sirkeci’de bulunuyor. Yani ilk günün sonunda taksi aramak yerine on beş dakika yürüyerek dönebiliyorsunuz.

2. gün: Boğaz ve modern taraf

İkinci güne vapurla başlayın. Eminönü’den kalkan Boğaz turu, sarayları ve yalıları sudan görmenizi sağlıyor; şehrin neden iki kıtaya kurulduğunu asıl orada anlıyorsunuz.

Ortaköy’de inip sahildeki kafelerde mola verin, kumpir deneyin. Ardından Taksim ve İstiklal Caddesi’ne geçmek gününüzü modern tarafta tamamlıyor. Akşam yemeğini ise manzaralı bir teras katta yemenizi öneriyoruz; İstanbul’un gece silueti, gündüz gördüğünüz şehirden başka bir şey.

3. gün: sakin köşeler

Son günü kalabalıktan uzakta geçirin. Balat ve Fener, renkli evleri ve dik sokaklarıyla fotoğraf çekmek için de yürümek için de güzel iki mahalle.

Öğleden sonra Yerebatan Sarnıcı ya da Süleymaniye Camii iyi birer tercih oluyor; ikisi de Sultanahmet kadar etkileyici ama çok daha sakin. Programı bir Türk hamamında kapatmak ise üç günün yorgunluğunu almanın en iyi yolu.

Ama plana fazla bağlı kalmayın

Bu üç günü saat saat kurgulamak yerine, her gün bir şeyi eksik bırakmayı göze alın. İstanbul’da en iyi anlar çoğu zaman programda olmayan yerlerde geçiyor; bir ara sokakta, bir çay bahçesinde, vapurun güvertesinde.

Yürüme mesafesindeki yerleri Keşfet sayfasında, konaklama seçeneklerini odalarımız bölümünde bulabilirsiniz.